alışmak

alacak almakta yardım etmek I, 188

Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini. 2009.

Look at other dictionaries:

  • alışmak — e 1) Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek Muhtaç değiliz ama ben çalışmaya alıştım. E. İ. Benice 2) Yadırgamaz duruma gelmek Havaya alışmak. Bulunduğu çevreye alışmak. 3) Uyar duruma gelmek, uygun gelmek, intibak etmek Bu mesleğe alışmış… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alışmak — muavaze ve bedel etmek. münis olmak, dostluk etmek, mubadele, munahebe etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dili alışmak — çok kullandığı bir söze alışmak Bizim moruk ertesi güne devrisi der de ondan dilim alışmış. S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayağı alışmak (veya alışmamak) — (bir yere) bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek) Ayağı buraya alışmasın, sonra yabancı misafirler varken de gelir, beni rezil eder. P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eli alışmak — 1) bir işte uzluk, ustalık kazanmak 2) herhangi bir davranışı âdet edinmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gözü alışmak — 1) önceden iyi göremediği bir şeyi sonradan görür olmak 2) mec. bir şey ilk etkisini yitirmek, yadırganmaz olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dadanmak — alışmak …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • müptela olmak — alışmak, düşkün olmak, tutulmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • meşk etmek — alışmak veya öğrenmek için çalışmak Her sabah saatlerce keman meşk ederek yanık birtakım havalar çalarmış. A. Ş. Hisar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • awınmak — alışmak, avunmak I, 132, 202, 263 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.